29 Temmuz 2017 Cumartesi

SAGOPA KAJMER NASIL HİDAYETE ERDİ?



SAGOPA KAJMER NASIL HİDAYETE ERDİ?

Yunus Özyavuz veya bilinen adıyla Sagopa Kajmer Türk rap müzisyeni, müzik yapımcısı, DJ ve piyanist. 17 Ağustos 1978'de Samsun'da doğdu. İlköğretim, ortaöğretim ve lise eğitimini Samsun'da tamamladı.

Tam adı: Yunus Özyavuz
Eş: Kolera (e. 2006)
Ebeveynler: Mehmet Özyavuz, Serpil Özyavuz


Babasının adı Mehmet Özyavuz, annesinin adı ise Serpil Özyavuz'dur. Emre Özyavuz adında erkek kardeşi vardır. Ayrıca Emre Özyavuz, Sagopa Kajmer ve Kolera'nın konserlerinde sahnede kameramanlık yapmaktadır. Müziğe olan ilgisi nedeniyle ilk Radyo'da djlik yaparak müzik hayatına giriş yapmıştır.Öğrenim hayatı nedeniyle İstanbul'a gelmiştir.İstanbul'da Fars dili ve Edebiyatı bölümünü kazanmıştır.İstanbul'a gelmesinin ardından 1 yıl geçtikten sonra rap dünyasında bir oluşum diyebileceğimiz Kuvvetmirayı kurmuştur.


1999 yılında çeşitli sanatçıların yeraldığı ilk türk rap albümü "Yeraltı Operasyonu"albümünde ilk projesi olan "SİLAHSIZ KUVVET" ismiyle yer aldı ve en fazla dikkati çeken kişi oldu. 2001 yılında ilk albümü SILAHSIZ KUVVET "Sözlerim Silahım" çıkardı. 2002 yılında ikinci albüm SILAHSIZ KUVVET "İhtiyar Heyeti"çıktı . 2002 "SAGOPA KAJMER"i yarattı.İsmiyle aynı adı taşıyan bir albüm çıkardı. 2002 yılında CEZA "Med Cezir" albümünün produktorlüğünü yaptı. Albümün tüm müziklerini kendisi yaptı.

2010 yılında eşi Kolera ile '"Bendeki Sen" albümünü yayınlamıştır ve bu albüm hayli büyük ilgi görmüştür. 2010 yılında ilk kez düzenlenen TRT müzik ödüllerinde; halkın oylarıyla belirlenen Yılın Albümü dalında bu albümle ilk beşe girmiştir. Ayrıca yine 2010 yılında yayınlanan Yeraltı Kafilesi (Kafile 2) nin yapımcılığını yapmıştır. 2011 yılı içerisinde Saydam Odalar albümü piyasaya sürülmüştür. 2012 yılında ise Istakoz ve 40 adlı şarkılarını internet üzerinden yayınlamıştır. 2013 yılı içerisinde yeni bir albüm çıkaracağını resmi Twitter hesabından duyurmuştur. Sagopa Kajmer, kendi orkestrası olan Pesimist Orkestra ile birlikte 2013 yılının Mart, Nisan ve Mayıs aylarında bir turne düzenlemiş ve turne kapsamında 15 tane şehirde konser vermiştir.

7 Mayıs 2014'te Birol Giray (BeeGee) ile birlikte Abrakadabra adlı parçayı ücretsiz olarak dinleyicileriyle paylaşmıştır. Son olarak Cem Adrian'ın Artık bitti şarkısının Scratch kompozisyonlarını yazıp şarkıya back vokalde bulunmuştur. 2015 yılının başlarında ise önceden çıkardığı bazı albümlerin beatlerini YouTube üzerinden paylaşmakta ve 1998-2001 yılları arasındaki beatlerini Underground Years isimli bir kaç bölümden oluşan toplama albümleri yine YouTube aracılığıyla ücretsiz bir şekilde piyasaya sürmektedir.

17 Haziran 2015 tarihinde Bilmiyorum adlı parçasını Youtube üzerinden ücretsiz olarak dinleyicileriyle paylaşmıştır. Sagopa Kajmer, 1 Ağustos 2006 tarihinde kendisi gibi rap şarkıcısı olan Kolera ile evlenmiştir.


Albümleri

Silahsız Kuvvet ismiyle çıkardığı albümler

Yeraltı Operasyonu (1999)
Gerilim 99 (Promo) (1999)
Toplama Kampı (2000) [Mini Albüm]
Sözlerim Silahım (2001)
İhtiyar Heyeti (2002)


Sagopa Kajmer ismiyle çıkardığı albümler

One Second (2000) Sagopa Kajmer
On Kurşun (2001) Sagopa Kajmer
Sagopa Kajmer (2002) Sagopa Kajmer
Bir Pesimistin Gözyaşları (2004) Sagopa Kajmer
Romantizma (2005) Sagopa Kajmer
Kafile (2006) Kuvvetmira
İkimizi Anlatan Bir Şey (2007) Sagopa Kajmer, Kolera
Kötü İnsanları Tanıma Senesi (2008) Sagopa Kajmer
Şarkı Koleksiyoncusu (2009) Sagopa Kajmer
Kafile 2 (2010) Sagopa Kajmer
Bendeki Sen (2010) Sagopa Kajmer, Kolera
Saydam Odalar (2011) [Mini Albüm] Sagopa Kajmer
Kalp Hastası (2013) Sagopa Kajmer


Derleme Albümler

Tek Hayalim (2002)
Melankolia Mixtape Vol.1 (2006)
Compilation Vol. 1 (2007)
Compilation Vol. 2 (2007)
Compilation Vol. 3 (2007)
Kuvvetmira Megamix-Tape [Live] (2007)
Underground Years Vol. 1 (2015)
Underground Years Vol. 2 (2015)


EP'ler

Pesimist Ep 1 (2000)
Pesimist Ep 2 (2002)
Pesimist Ep 3 (2005)
Disstortion Ep (2005)
Pesimist Ep 4 - Kurşun Asker (2006)
Pesimist Ep 5 - Kör Cerrah (2008)
Saykodelik Ep (2009)
Pesimist Ep 6 - Ahmak Islatan (2014)


İnternet Single'ları

Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık (2008) Sagopa Kajmer, Kolera
Beslenme Çantam (2009) Sagopa Kajmer, Kolera
Hain (2009) Sagopa Kajmer, Kolera
Ardından Bakarım (2010) Sagopa Kajmer
Istakoz (2012) Sagopa Kajmer
40 (2012) Sagopa Kajmer
Ultimate (2012) Sagopa Kajmer, Shi 360
Düşünmek İçin Vaktin Var (2013) Sagopa Kajmer
Abrakadabra (2014) Sagopa Kajmer, Birol Giray
Artık Bitti (2014) Sagopa Kajmer, Cem Adrian
Bilmiyorum (2015) Sagopa Kajmer


Video Klipleri

Maskeli Balo (2003)
Karikatür Komedya (2003)
Neyim Var Ki feat. Ceza (2004)
Al 1'de Buradan Yak (2004)
Bebeğim Öldü (2005)
Vasiyet (2005)
Baytar (2006)
Kırık Çocuk (2007)
Monotonluk Maratonu feat Kolera (2007)
Kendim İçin (2007)
Ben Hüsrana Komşuyum (2008)
Düşersem Yanarım (2008)
Muamma (2008) (2012 yılında yayınlanmıştır.)
Ateşten Gömlek (2009)
Unut Dedi Hatıram feat Abluka Alarm (2010)
Bir Dizi İz feat Kolera (2010)
Merhametine Dön feat Kolera (2010)
Galiba (2011)
Kaç Kaçabilirsen feat Kolera (2012)
Düşünmek için Vaktin Var (2013)
Uzun Yollara Devam (2013)
Abrakadabra feat Birol Giray (2014)
Naber feat Birol Giray (2015)
Benim Hayatım (çekilecek)
Meftun (çekilecek)

26 Temmuz 2017 Çarşamba

CEMİL MERİÇ: MARKSİZM VE İSLÂMİYET



CEMİL MERİÇ: MARKSİZM VE İSLÂMİYET



“Tarihte farklı istikametler takip eden, gayeleri başka medeniyetler var. Kavimler ve medeniyetler bir rolü ifa için tarih sahnesine çıkar, bu rolü oynar ve çekilirler. İbn Haldun, Toynbee, Danilevski bu kanâattadırlar. Yani medeniyet bugünkü yırtıcı-kapitalist Avrupa medeniyetinden ibaret değildir. Öyle olduğu vehmi, düşmanlarımız tarafından aşılanmıştır.
Avrupa medeniyeti tarih sahnesine ayak bastığı sırada, Osmanlı bütün ihtişamıyla yaşıyordu. İslâm-Türk Osmanlı medeniyeti bin yıllık mazisi olan, bütün medeniyetler içinde en insanisi, en birleştirici olanıdır. İslâm’ın kılıcı olan bir kavimdir. İslâm bütün devirlere ve ülkelere hitap eden bir dindir. Parçalayıcı değil, birleştiricidir. Osmanlı için savaşın bile gayesi ila-yı Kelimetullah’dır.
Osmanlı İmparatorluğu yoktur, Devlet-i Aliyye vardır. Türk-İslâm medeniyeti bütüncüdür, hidayetten mahrum kavimleri bile himaye eder. Bu kadar civanmert bir medeniyetin Avrupa karşısında mağlup olması mukadderdi. Avrupa Ignace de Loyola ile Machiavelli’nin çocudur. Kapitalizm Protestan ahlakının çocuğudur, Weber’e göre. İkinci bir ahlak, Yahudi ahlakıdır, tefeci ahlakıdır.
1826 Devlet-i Aliyye’nin intihar tarihidir. Yeniçeriliğin lağvı ile sınıf-ı ulema yalnız kalmıştır. Dünya başkalaşmıştı. Ulema sükût etti ve halk tarihin dışına çıktı: Müstağribler.[1] Bunlar kendi ülkelerinden, mukaddeslerinden, mazilerinden kopmuşlardır. Bu bedbahtlar için Türk ve İslâma ait her değer bir suçtur. Bunlar Batı ile Doğu’nun mukayesesini hiçbir zaman yapmamışlardır. Avrupa’da üç dünya görüşü vardır.
1. Hıristiyanlık,
2. Kapitalizm,
3. Sosyalizm.
Bunları Avrupa, insanlığa teklif eder. Kapitalizm iktidarda iken Devlet-i Aliyye İslâm’ın kılıcı idi. Devlet-i Aliyye’nin dünya görüşü İslâmiyetti. Gerçi 8. ve 11. asırlarda da Batı İslâm’a meydan okumuştu ama bu Yunan düşüncesinin meydan okuyuşu idi. Yunandan mantığı aldık, batılları ve yalanları dehledik. Bizans karşısında, Hıristiyan Batı karşısında sadece gurur duyduk. Askeri siyasi mağlubiyetler, sınıf-ı ulemanın sahneden çekilişi, bir avuç bürokrat çocuğu olan müstağriblerin doğuşu..
Batının dünya görüşleri parça parçadır. Hıristiyanlık imtiyazları devam ettirmeğe yarayan bir bekçi idi.
Burjuvazi, şatonun payandası olan kilise ile mücadele etti. Akılcıdır.
Hıristiyanlık belli bir ölçüde cemiyetçi idi, burjuva dünya görüşü ferdiyetçidir, hürriyetçidir. Bütün dünyayı istismar etme hürriyeti. Burjuvazi bir taraftan işçi sınıfına, bir taraftan aristokrasiye karşı liberalizmi geliştirdi.. Bir kavga silahı idi, bir sınıf yalanıydı.
Türkiye insanı nasıl anlayabilirdi bunu? İntelijansya (aydınlar sınıfı) batının yalanlarını taşımaya başladı. Bütün mantık çerçevesinden sökülmüş bir halita halinde empoze etmeye çalıştı. Zaten batı cemiyetinin bütününü ifadeden aciz olan liberalizmi de bir parçasıyla aldık. Pozitivist denen, manevi inançları kökünden söken ilimcilik. Aklın da, hürriyetin de karikatürünü aldık. Batı kafamızı bir düşünce enkazı ile yoğurdu. Ve insanımız eline verilen reçeteleri okumağa memurdur.
Felsefemiz yoktur ve olamazdı. Tek parti devri belli bir reçeteyi tek hakikat olarak sunmuştu. Batı ideolojilerinin büsbütün tatsızlaşmış sahte ve sahtekâr formülleriydi bunlar. 1960′dan sonra setler yıkıldı, Avrupa’nın yeni batılları büyük bir kesafetle hücum etti. 1960′a kadar Türk intelijansyası batı hakkında hiçbir fikre sahip değildir. Tek parti devrinde Türkiye’nin bütün irfanı Hachette’e gelen kitaplardan ibaretti. Efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşak rolünde idik. 60′dan sonra Batı düşüncesi taarruz etti. Hazırlığımız yoktu. Beynimiz küçülmüştü ve düşünemiyorduk. lntelijansya batının yalanlarını tekrarlıyordu. Sosyalist düşünce bütünü ile geldi. Hangi şartlar altında doğmuştu, düşünmedik. Genç nesiller bu düşünce akımı karşısında sarhoş oldular.
Tanzimattan beri Türkiye’de iki şey yasaktı.
1. İslâmiyet
2. Sosyalizm
Salib (Haçlı) için bir dehşet kaynağı idi İslâmiyet. Avrupa İslâmiyet ile meşgul olmamıza izin vermiyordu. Avrupa eserini tamamlamak için yeni bir zehir ihraç ediyordu. Düşüncenin dışında tutulmuştu yeni nesiller. Yunan düşüncesine karşı çıkmıştık 8. asırda. Sosyalizm karşısında aynı tavrı gösteremedik. İlimdi, batı düşüncesinin vardığı son duraktı.
Sosyalizm Türkiye için bir felaket oldu. Ama iyi tarafı da var.
Batı cephesinin parça parça olduğunu öğrendik. Sosyalizm bize batı düşüncesini tenkit etmek imkânını verdi. Bizi tenkide alıştırdı. Avrupa sömürgeciliğinin Asya’yı yiyerek büyüdüğünü öğretti.
Bir başka faydası da şu olmalı, sosyalizmin. Her ülkenin kendine göre hakikatleri olduğu gibi, sosyalizm de bazı ülkeler için doğrudur, bazı tarafları ile doğrudur.
Diyalektiği,[2] Marksizm’in kendisine de tevcih etmemiz gerekir. Biz böyle yapmadık. İlk temas birkaç nesli sarhoş etti.
Gençlerimiz, Avrupa’ya müteveccih bir tenkidi Marksizm’de buldular. Ama bizi kendi tarihimize sevk ettiği ölçüde Marksizm hayırlı bir yol gösterici olabilirdi. Marksizm Avrupa’nın 1800 ile 1850 arasındaki hakikatlerini aydınlığa kavuşturur.
Gençlere İslâmiyeti öğretmemiştik, ecdadına hakaret etmeği öğretmiştik.
İntelijansya Türk-İslâm medeniyeti yoktur, Hun medeniyeti, Tatar medeniyeti vardır, ecdadımızdır diyor ve Osmanlıyı tarihten kazımak istiyordu.
lntelijansya Osmanlıyı inkâr etmek için bazen İran’a, bazen Yunan’a, bazen Turan’a kaçtı. Genç nesiller Tanzimat’tan beri karşılaştığı ihaneti görünce kendilerine bir sığmak aradılar. İslâmiyeti bilmiyorlardı, tarihlerinden utandırılmışlardı.
Türkiye Tanzimat’tan beri bir başkası olduğuna inandırılmak istenmiştir. Genç nesiller Avrupalı olamayacaklarını anladılar. İnsaniyet bayrağını taşıyan yeni bir ideoloji buldular: SOSYALİZM.
O zamana kadar bir tek düşünce Türk insanına verilmemişti. Marksizm verildi. İnsanlık ismine sığındı. Nesiller bu aldanışı kanlarıyla ödediler. Türk insanının beşer düşüncesinden alacağı dersler vardır.
Elbette ki Batıyı tanımak zorundayız. Evvela düşman olarak sonra kendimizi tanımak için. Önce kendimizi tanımalıyız fakat kendimizi tanımak için de Batıyı tanımalıyız. Batıyı bütünü ile doğru kabul edemeyiz. Hakikatte hiçbir düşünce düşman değildir, her düşünce kanımıza karıştırılmak, millileştirilmek şartıyla doğrudur.
İMAN MUTLAKTIR, İLİM PARÇADIR.
İdrâkimiz 1960′dan sonra yani batı bütün dişleri tırnaklarıyla karşımıza çıktıktan sonra uyandı. Nefis müdafaası idrâke, şuura ve ilme dayanır. Dünyanın en büyük medeniyetini kurmuş bir ülkenin çocuklarıyız. Karşımızda bir cihan-ı husumet var. Tanımamak suretiyle kurtulamayız batıdan. Onun hakikatini idrâk zorundayız. Marksizm’i tetkik etmek. Çünkü biz istesek de istemesek de Marksizm ülkeye gelmiştir. Ondan kurtulmanın çaresi, boğayı boynuzlarından yakalamaktır.
MARKSİZM BİR KISMI İLE İLİMDİR, BİR KISMIYLA İDEOLOJİDİR.
Mesela din afyondur sözü Katolisizm için doğrudur. Belli bir tarih realitesi için doğrudur.
Marx’ın burjuvazi için söyledikleri, kapitalizmin tenkidi için söyledikleri doğrudur.
İÇTİMAİ İLİMLER CİHANŞÜMUL DEĞİLDİR.
TARİH TARAFSIZ DEĞİLDİR.
Batı, tarihi, batı insanının üstünlüğünü ispat etmek için yazar. Bütün sosyoloji bir mistifikasyondan (şaşırtma, gizemli bir hava verme, aldatma) ibarettir. Batıdan gelen cemiyetle ilgili her görüş yalandır. Bütünü bilen hiçbir zaman aldanmaz. “İKRA”(okuyunuz) emri. Marksizm’i bilirsek, ayıklarsak bizim için hiçbir tehlikesi yoktur ama Rusya’nın, Çin’in vermek istedikleri formüller içinde bir felakettir.
Marksizm bir kilisedir, düşmanlarımızın dinidir, istediği şekilde Türkiye’ye gelmiştir.
TÜRK İNSANI MARX’İ AHMAKÇA REDDETMİŞTİR, YAHUT BİR AHİR ZAMAN PEYGAMBERİ KABUL ETMİŞTİR.
Marx öldükten sonra tarih yürümüştür.
Marx’ın metodolojisi aslında İslâm’ın metodolojisidir.
Hükümlerin zamanla değiştiğini İslâmiyet düsturlaştırmıştır.
Marx Avrupa’nın hayasızlığını yırttı. Siz kendi gerçeğinizi kendiniz bulacaksınız, yeni baştan ele alarak değerlendireceksiniz. Beşerî hakikatleri elbette. İman mutlaktır, ezelidir.
BİZ MARX’IN HANGİ HUDUTLAR İÇİNDE DOĞRU OLDUĞUNU GENÇLERE ANLATAMADIK.
Bizim nesil kendi hakikatlerimizi anlatmadı yeni nesle.
Türkiye’de düşünmenin kendisi yasaktı.
Biz bu yasakların kuştüyü yatağında yatarken düşman bizi sardı.
Bir İslâm’ın Marx’tan korkacak hiçbir tarafı yoktur.
Gafletini telafi etmenin yolu, onları bilmektir, onlarla diyalog kurmaktır.
BUGÜN SAĞ HADIM EDİLMİŞTİR, MEVCUT DEĞİLDİR. Çünkü asırlarca konuşmamaya mecbur edilmiştir.
TÜRKİYE’DE SAĞ-SOL YOKTUR, DÜRÜST OLAN VE OLMAYAN İNSANLAR VARDIR.
Sağ-sol bizim tarihimiz içine yerleştirilemez. Batının bizi parçalamak için içimize soktuğu bir başka yalandır.
Şuurun tek şartı cehid (çalışma, çabalama, uğraşma) göstermek, okumaktır.

SORU:
Batıya tahsil için veya siyasi mücadele için giden gençler ne getirdiler?
CEVAP:
Milli intihardan sonra (1826) Mehmed Ali Mısır’a yerleşir. Önce Mısırlı gençler Fransa’ya gider. Batıyı görerek tanıyan ilk Ortadoğulu aydınlar Mısırlılardır.
Tahtavi Batıda anayasalar olduğunu, İslâm ülkelerinde de bir anayasa yapılması gerektiğini söyler. Gerçi İslâm’da adaletin mevcut olduğunu, ama bunu desteklemek gerektiğini yazar. (Kitabının Osmanlıcası var.) Bir meşrutiyetçidir.
Tunuslu Hayrettin Paşa, Tunuslu Ahmed Paşa‘nın yanında yetişir.
İLK DEFA İSLÂM ÜLKELERİNDE ANAYASAYI TUNUS YAPAR FAKAT VAZGEÇER.Hayrettin Paşa’nın bize öğreteceği çok şey var. Anayasa teşebbüsleri Mısır’da, Romanya’da da olmuştur. Hayrettin Paşa konservatizmle liberalizmi kaynaştırmak ister. Esas Mukaddimedir. Avrupa devletleri hakkındaki kısım. 360 sayfa.
1878′de Ahmed Süreyya Bey tarafından tercüme edilmiştir. Tanınmaması teessüfe şayandır. Asr-ı saadeti istisna edersek, Osmanlı İslâmiyet’in şevket devridir.
SORU:
Yeni kelimeler?
CEVAP: Harflerimizi değiştirmemizi ilk defa teklif eden İslâm düşmanı Volney‘dir. Münif Paşa’nın hocasıdır.
Dil davası yoktur, Intelijansyanın yabancılaşması, başkalaşması, düşmanlaşması vardır. Türkiye’de halk kendi kitaplarını, aydın ise Batı’nın kitaplarını okur. Halkın anlayacağı bir dil konuşmaktan elbette ki utanacaklardı. Sonra Kur’an’daki kelimelere tahammül edemediler.
Münevvere (aydın) kelimelerde bile tahammül edemediler.
Hakikatta dil davası yok.
Türk insanının hafızasının iğdiş edilmesi var.
Türk aydınları hain miydiler?
Hayır, hazırlıksız idiler.
Felaketin ikaz değeri vardır.
Kavganın son merhalesindeyiz.
YA HAYAT, YA ÖLÜM.
İç ve dış düşmanların meydan okuyuşuna cevap vermezseniz, Türk kavmi kaybolur.
İstikbalin bütün sorumluluğu sizlerin omuzundadır”.[3]

[1] ‘müstagrip’ ya da ‘garbiyatçı’ yahut, daha iyisi oksidantalist’! doğu’yu, bir batı’lı olarak söylemleştiren anlamında ‘müsteşrik’in, ya da ‘şarkiyatçı’nın yahut daha iyisi, ‘oryantalist’in tam karşıtı: batı’yı bir doğu’lu olarak yeniden inşa edip söylemleştiren kişi!

[2] Diyalektik: mantıklı yorumlama, mantıksal konuşmaları yürütme sanatı
[3] Cemil MERİÇ hzl: Ümit MERİÇ Sosyoloji Notları ve Konferanslar [Kitap]. - İstanbul : İletişim, 2010,s.290-296
MERİÇ Ümit Babam Cemil Meriç [Kitap]. - İstanbul : İletişim, 2008, s.126-131

14 Temmuz 2017 Cuma

Cemal Kamacı (1943 - .... ) (63,5 KİLO AVRUPA BOKS ŞAMPİYONU



Cemal Kamacı (1943 - .... ) (63,5 KİLO AVRUPA BOKS ŞAMPİYONU


1943 yılında Trabzon’un Maçka ilçesinin Kapı Köyü’nde ailenin onuncu çocuğu olarak dünyaya geldi. Spora İstanbul’da futbolla başladı. Top oynarken ayağını kırınca futbola veda etti. 

Boksa Fatih Güreş Kulübü'nde Ali Hoca’nın teşvikleriyle başladı. Kısa bir süre sonra Fenerbahçe'ye geçti ve boks takımının kaptanlığını üstlendi. 1962'de Milli Takım'a seçilen Cemal Kamacı, 1966 yılı sonuna kadar bütün millî karşılaşmalarda 67 veya 71 kilolarda dövüştü. Bu süre içinde iki kez Balkan ikinciliği kazandı. 

1967 yılında Türkiye'de profesyonel boks lisansı verecek bir kurum olmadığı için lisansını Viyana'dan Avusturya adına çıkarttıran Kamacı, böylece profesyonel oldu. 

1972 yılında Avrupa Şampiyonu Fransız Roger Zami'yi İstanbul'da yenerek, 63.5 kilo Avrupa Profesyonel Boks Şampiyonu oldu. 1973 yılında ünvanını İspanyol boksör Ortiz'e kaptıran Kamacı, yılmayarak 1975'te Köln’de İspanyol Gomez Fouz'u yenerek bir kez daha ünvanını geri aldı. 

Avrupa Profesyonel Boks Şampiyonluğu ünvanını 1976 yılı içinde yaptığı üç maçta da korudu. 63.5 kg'da dünya sıralamasında dördüncü sıraya kadar yükseldi. 

Avrupa Şampiyonu ilk Türk boksörü olan Kamacı, 11 Kasım 1976'da İstanbul’da düzenlediği bir jübile maçından sonra boksu bıraktı.

CEMAL KAMACI'NIN HİDAYETE ERİŞİ:

Öyle bir an...Öz çocuğumun ölümü...Pörsüyen ruhumun canlanışında itici güç olacaktır.

Üzerine titrediğimiz,hayat dolu,3 yaşında güzel bir kızımız vardı.Her masum yavru gibi o da bizim mutluluğumuzdu.Kapı çalınsa, "Baba baba!" diye seslenirdi,yeni başladığı o tatlı şivesiyle...İçim geçer o an...Yavrum ne tatlı da sarılırdı boynuma,gözüme bakar,yanaklarımdan öperdi.Elimizden çikolatayı alırken bile gözlerini gözlerimden ayırmazdı.Rabbim... Bizi ikaz mı ediyordu? Lâkin anlıyamıyorduk.

Bir gün hasta haberi geldi.Koştum,kucağıma aldım.Annesi ve ben,içi hallaç pamuğuna dönmüş bir haldeyiz.İlk defa girdiğim hastane koridoru;Zeynep Kamil Hastanesi.Kucağımda bitkin yavrum,bir ara gözlerini açtı...Sanki acı içinde kıvranan o değildi.Tatlı bir tebessüm...Neyi müjdeliyordu?Heyhat,anlayacak halde değildik.Doktorlar.... İzafi iltifatlar...Muayene...Büyürse bir şey yapamayız.İki saat sonra o masum yavru Ahirete göç etti.............

İşte annesinin ruhunu ihtizaza getiren,canlandıran yavru...Ve kendisinin ebedi âleme göçtü.İşte babasının gönlünü harekete geçiren bir yavru el... O,anne ve babanın âhireti kazanmaları için,hakikatı kavrama noktasında gönderilmiş pak bir yavru idi.
Rabbimin dileğiyle yaşayabilmemiz için hayatını adeta feda etmişti.Biz,buna daha sonraları öz ifadesiyle 
"kader"diyeceğiz...Allah(c.c)'ın takdiri... 

O gece,geç vakitlere kadar oturduk...Lüks,dayalı döşeli evin içi bize zindan görünmeye başladı. Bu hâl neyin nesi?Biz kimiz?Nereye gidiyoruz?Yavruyu yaratan,sonra da onu elimizden alan Yaratıcı,bizi de bu şa'şaadan koparacak,huzuruna almayacak mı?

İç muhasebe derinleştikçe uykum kaçıyor.Saat gecenin yarısını bir hayli aşmış,yatağa giriyorum.Yatak sanki çuvaldızla dolmuş...Yorgan,ağır mı ağır...İçinde yün değil de kurşun var.O çok güvendiğim cüssem,pazularım;kuvvetlendirmek için spor sahalarına yıllarımı hapsettiğim vücudum eziliyor,eziliyor.Bir düşünce akımı başlıyor beynimde...Kendi kendime şöyle sesleniyorum:

"Kamacı! Bugün yavrun,yarın sen! O yavrunun hesabı kolay...Masum...Ya sen?Allah(c.c)'ın nimetlerini sorumsuzca tüketen sen! Şöhretin girdabında kendinden geçen sen!Sen ne yapacaksın?Hesap günü,Rabbinin sorgu meleklerine gezdiğin arz parçalarını,dünyayı mı anlatacaksın?Rabbim şu kadar madalya aldım,bu kadar kupam var.Kaç defa Avrupa Şampiyonu oldum,hatırlıyamıyorum.Dünya Şampiyonu olacaktım,ölüm geldi mi diyeceksin?Yoksa senden övgü ile bahsedenlerden,çılgınca neyi alkışladığını bilmeyenlerden yardım mı isteyeceksin?Kurtaracak mı bunlar seni? Bu mu hayat? Bu mu yaşamanın gayesi? Yok artık...Şartlar ne olursa olsun...Sen yaratıcının,Allah(c.c)'ın emrettiği gibi yaşamalısın.Kalk!.. Allah'ın emirlerini öğren ve hayatına tatbik et!.."

Yataktan doğruluyorum.İçimden geçenleri,düşüncelerimi hanımıma anlatmak istiyorum.İnsan bir bütün;o hayatımın bir parçası.Söze başlamak için münasip zemin ararken,içimden geçenlerin benzerini ondan dinlemeye başlıyorum.Allah(c.c)'a hamd ediyor,tövbe istiğfar ediyoruz.

O günden sonra İslam'ı öğrenmeye,öğrendiğimizi hayata aktarmaya çalışıyoruz.Okuyor,bilenlere soruyor,onları dinliyoruz.Bir gün,mübarek bir zâtın konuşmasına gittik.Hayatımıza ölçü olacak sözleri ondan dinledik:
"Ashab,o insanların birbirini yediği dönemde altın bir çığır açmışlardı.Efendi,köle,İslam'a koşuyor... O nurla nurlandıktan sonra çile,eziyet ve sıkıntıların en ağır acılarını sadre şifa,âb-ı hayat(hayat suyu) gibi yudumluyorlardı.Nebi'nin(s.a.v)etrafında halka olmuş...Günlerce aç kalmış,yurdunu yuvasını terkedip hicret etmiş...Malını mülkünü düşünmemiş,şöhret ve makamını elinin tersiyle itmiş...Oruçlu halde,şiddetli sıcak altında,yılmadan cihada koşmuş bu insanlar...

Biliyormusunuz,bu hale bildikleri kaç ayetle gelmişlerdir:18-20 ayet...Onlar,öğrendiklerini yaşıyorlardı.Yaşadıkları gibi inanıyorlardı.Küfrün hakim olduğu çağda,18-20 ayetle,Medine'de ilk İslam devletini kurmayı Allah(cc) onlara nasip eyledi"

Hayatım boyunca bu ifadeyi unutmadım.İslam'ı yaşamak demek,bildiğini hayatına aktarmak demektir;hem o bir bütündür,parçalanamaz.Öyleyse bütüne ait ölçüleri öğrenmek,uygulamak gerekir.Yol uzun...Sabır ister,çile ister,ızdırap ister...Bizden öncekiler de o yoldan geçmiş,çile çekmiş,ızdırap duymuş.Ama sonunda saadet âleminin bâki hayatına sahip olmuştur.

Adım attık ailece o mutlu yola. O gün bu gün Allah'ıma hamd ve şükreder "Rabbim;beni,ehlimi ve çocuklarımı İslam üzere daim eyle;imanla Ahiret hayatına irtihalimizi nasip eyle" diye dua ederim.

"ÖLÜMLE BAŞLAYAN HAYAT" KİTABI- CEMAL KAMACI

Türk boks tarihinin ilk Avrupa Şampiyonu Cemal Kamacı: 'Hayata spor ile tutundum'




Türk boks tarihinin ilk Avrupa Şampiyonu Cemal Kamacı: 'Hayata spor ile tutundum'

Türk boks tarihinin ilk Avrupa Şampiyonu Cemal Kamacı, kızını kaybettikten sonra spora tutunduğunu ve ardından başarıların geldiğini söyledi.

Eski profesyonel boksör Cemal Kamacı, spor hayatını ve geçirdiği acı tecrübeleri İHA'ya anlattı. 73 yaşındaki eski sporcu, ilerleyen yaşına rağmen her sabah 10 kilometre koşt
uğunu, mekik ve şınav çektiğini ifade etti.

Her çocuk gibi spor hayatına futbolla başladığını belirten 73 yaşındaki eski boksör, "Amatör olarak futbol oynamaya başladım ve sağ bek olarak görev yapıyordum. Ama bunu sonuna kadar götürmek kolay değil. Benim futbola fiziğim müsait değildi, çünkü boyum kısa ve şişmandım o zamanlarda. 13-14 yaşında Zeytinburnu'nda maç yaptık. O zaman rakibime yaptığım bir müdahalenin ardından ayağım kırıldı. 9 ay koltuk değnekleri ile gezdim. Ailem o zaman bana futbolu yasakladı. Gencim ve her genç gibi spor ile ilgili bir şeyler yapmak istiyorum. Ağabeyimin teşviki ile boksa gitmeye başladım" dedi.

"HAYATA SPOR İLE TUTUNDUM"

Vefat eden kızını konuşurken gözleri dolan eski boksör Kamacı, "Almanya'dayken bir ailenin evine gittim ve orada kaldım. O ailenin kızı ile evlendim bu evlilikten Meltem isminde bir kızımız dünyaya geldi. Meltem 3 yaşındayken, Avrupa Şampiyonu olunca İstanbul'a yerleştik. Bu sırada bir gün hanımım bana Meltem'in ateşinin çıktığını söyledi ve hastaneye götürdük. Doktora gittiğimizde kızımızın menenjit olduğunu söyledi. Gereken her şey yapıldı. Tıbbın yapacağı bir şey kalmadı ve yavrumuz hayatını kaybetti. O zaman ölümle başlayan hayat diye bir kitap yazdım. Hem spor hayatımda hem de yaşantımda birçok değişiklik oldu. Hayata spor ile tutundum" diye konuştu.

"İLK PROFESYONEL LİSANSIMI VİYANA'DA ALDIM"

Kamacı, ilk kez Viyana'da profesyonel lisans aldığını ve profesyonel hayata başladığını hatırlatarak, "O zamanlar Türkiye profesyonel lisans veremiyordu, hala daha veremiyor. Boks çok kolay bir spor değil. Ben Avrupa Şampiyonu olduğum zaman boks Türkiye'de birinci, futbol ikinci sıradaydı. Şimdi 24. sırada... Bir Cemal Kamacı yok diye değil, bir sürü boksörümüz var. Burada idarecinin bir hatası var" ifadelerini kullandı.

"YAVRULARIMIZA İLK ÖNCE AHLAK VE MANEVİYATI ÖĞRETMEMİZ GEREKİYOR"

Çocuklara ilk önce ahlak ve maneviyatın öğretilmesi gerektiğini vurgulayan Kamacı, "Ondan sonra da spora göndermemiz gerekiyor. Spor sağlıktır. Ben spor yapmasaydım sigara da içerdim, alkol de alırdım. O zamanlar ortam öyleydi. Spor yaptığım için sigara ve içki içmedim. Her zaman sağlıklı bir şekilde yaşadım. Gençlerimizi spora yönlendirelim" dedi.

"AİLENİN GÖREVİ BÜYÜK"

Eski boksör, sporun hayatında neler değiştirdiğini de anlatarak, "Spor sağlıktır, spor sıhhattir, seyahattir. Ben köylü çocuğuyum. 10 sefer Amerika'ya gittim. Bu spor sayesinde oldu. Sporu gençlere, çocuklara aşılamamız lazım. Burada aileye büyük görev düşüyor, öğretmene büyük görev düşüyor. Televizyonda izlediklerimizin büyük rolü var. Sporu sağlık yönünden ele almak lazım. 70 yaşına geldim hastalık nedir tanımıyorum, bu beslenme ve spor ile oldu" diyerek sözlerini tamamladı. 

MEHMET ŞİRİN TOPALOĞLU
İSTANBUL


http://www.iha.com.tr/haber-turk-boks-tarihinin-ilk-avrupa-sampiyonu-cemal-kamaci-hayata-spor-ile-tutundum-528775/

CEMAL KAMACI'NIN MAÇLARI (63,5 KİLO AVRUPA BOKS ŞAMPİYONU)




12 Temmuz 2017 Çarşamba

KERİM ABDÜLCABBAR




KERİM ABDÜLCABBAR

Kareem Abdul-Jabbar, ABD'li eski profesyonel basketbolcu. National Basketball Association takımlarından Milwaukee Bucks ve Los Angeles Lakers'da 20 sezon forma giymiştir. 

Doğum tarihi: 16 Nisan 1947 (70 yaşında), New York, New York, ABD


Boy: 2,18 m

Tam adı: Ferdinand Lewis Alcindor, Jr.

Eş: Habiba Abdul-Jabbar (e. 1971–1978)

Ödüller: NBA En Değerli Oyuncu Ödülü,

Basketbol kariyeri dışında Abdul-Jabbar, aktörlük yapmıştır.
5. yılında Abdul-Jabbar, üçüncü kez NBA En Değerli Oyuncu Ödülü'nü kazandı.

Müslüman olmadan önce Lew Alcindor olarak bilinen basketbolcu 1971'de İslamiyeti seçtikten sonra Kareem Abdul-Jabbar ismini almıştır.

Kerim'in müslüman oluşunda bir diğer etkili isim ise yaptıkları ve yazdıklarıyla Malcolm X'ti.

Kerim Abdul Cabbar nasıl müslüman olmaya karar verdiğini El-Cezire’ye verdiği röportajda anlattı: “Lew Alcindor iken Kerim Abdul Cabbar olmak bir ünlünün ismini değiştirmesi gibi değildi, bu kalbin, aklın ve ruhun bir değişimiydi. Ben bundan 40 yıl önce Müslüman oldum ve bu seçimimden çok memnunum.”

Kerim Abdul Cabbar Katolik bir aileye sahipti, rahip ve rahibelerin eğitim verdiği Katolik bir okula gitmişti. İslam’la ilk olarak üniversite yıllarında UCLA’de tanıştı, Kuran okumaya bu yıllarda başladı. 1971 yılında, 24 yaşındayken Müslüman olmaya karar verdi ve Kerim Abdul Cabbar ismini aldı.

Kerim Abdul Cabbar Müslüman olmaya karar verişinden her zaman sevinç ve mutluluk duyduğunu ifade ediyor ve şunları söylüyor: “Müslüman olmayı seçtiğimde aynı zamanda diğer insanlara dinimi anlatmaya da başladım, onları Müslüman yapmaya çalışmak değil fakat onlarla bir arada saygı, barış ve sevgi dolu bir ortamda bir arada olmaya çalıştım.”

1970’te profesyonel oldu. Milvaukee Takımı’ nda parladı. 1975’te Los Angeles Lakers’a transfer oldu. 2.20 metrelik boyu ve büyük zıplama yeteneğinin yanı sıra, çok isabetli şutlarıyla da kendini gösterdi. 

Basketbol dünyasının gelmiş geçmiş en büyük yıldızlarından biri olarak tanındı. 1981’de NBA’nın (ABD Profesyonel Basketbol Ligi) 35. yıldönümü kutlanırken yapılan ankette, Wilt Chamberlain, George Mikan, Bob Cousy ve Elgin Baylor ile birlikte profesyonel ligde “tüm zamanların en iyi beşi”ne seçildi.

1989’da basketbolu 42 yaşında bıraktı. 20 yıllık profesyonel basketbol yaşamında, erişilmesi güç rekorların sahibi oldu: 38.387 sayı (15.832’si 3’lük atış, 4.655’i faul atışı); 18 kez NBA Ligi’ nde oynama; 9 kez sayı krallığı; 3’ü üniversite, 6’sı NBA Ligi’nde toplam 9 kez şampiyonluk yaşama; 57.446 dakika ile sahada en uzun kalış; 1 maçta 55 ribaunt alma; 6 kez yılın basketbolcusu seçilme.

1972’de, Müslümanlığı benimsedi, ırk ayrımına karşı etkin çaba gösterdi. 1977’de Türkiye’ye gelerek Mevlana’ nın türbesini ve büyük camileri gezdi.

Kendine has çengel atışıyla özdeşleşmiştir..

Tüm zamanların en iyi oyuncularından kabul edilen Abdul-Jabbar UCLA'da 1965-69 yıllarında basketbol literatüründe 5 numara ile tabir edilen merkez pozisyonda oynadı. Kariyeri boyunca 38.387 sayı kaydetti, ki bu rakam NBA'da bir oyuncunun kariyeri boyunca ulaşabildiği en yüksek rakamdır..

6 defa en değerli oyuncu olma başarısını göstermiş, NBA'de 20 sezon geçirip 1989'da profesyonel basketboldan ayrıldıktan sonra basketbol antrenörlüğü, yazarlık ve oyunculuk yapmıştır..

NBA kariyerine başlamadan önce Harlem Gezginleri kendisine onlarla beraber oynaması karşılığında 1 milyon dolar önermiş olsa da o bu teklif onu son derece güldürmüştür.Kerim bu şaçma teklifi reddetti ve 1969'da Milwaukee Bucks tarafından draft edildi..

NBA'e girdiği ilk yıl oldukça başarılı bir performans gösteren Alcindor sayı krallığında ikinci, ribaunt krallığında ise ikinci oldu ve yılın çaylağı seçildi.

1970-71 sezonunda MVP seçildiği ve şampiyon olduğu maçtan bir gün sonra 1 Mayıs 1971'de ismini Kareem Abdul-Jabbar olarak değiştirmiştir.

Efsane Bruce Lee ile ölüm oyunu (Game of Death) adlı filmde rol almıştır. Ayrıca, Bruce Lee'den dövüş dersleri aldığı da bilinir.

1975 yılında Los Angeles Lakers'a geçen yıldız oyuncu, takıma 1979'da Magic Johnson'ında dahil olmasıyla beraber NBA'de iyice dominant duruma gelmiştir ve 6 şampiyonluktan sonra profesyonel basketbol yaşamına veda etmiştir.


İstatistikler

Forma Numarası - 33

Oynadığı maç sayısı - 1560 (NBA tarihinde 2.en çok maç oynayan oyuncu)
Şut yüzdesi % - 55,9 (NBA tarihinde 8.) 
Serbest Atış Yüzdesi % - 72.1 
Ribaunt - 17.440 (NBA tarihinde 3.) 
Maç başına ribaunt - 11.2 (NBA tarihinde 24.) 
Asist - 5660 (NBA tarihinde 31.) 
Maç başına asist - 3.6 
Top çalma - 1160 
Maç başına top çalma - 0.74 
Blok - 3189 (NBA tarihinde 3.) 
Maç başına blok - 2.57 
Maç başına sayı - 24.6 (NBA tarihinde 12.)

Abdul-Jabbar'a ait NBA rekorları :

En fazla sayı atan oyuncu - 38.387 
En fazla süre oynayan 57.446 dakika 
En fazla All-Star seçilen (19) 
En Fazla All-Star maçı oynayan (17) 
En fazla Play-Off maçı oynayan (237)

Başarıları ve ödülleri :

6 kez NBA şampiyonluğu 
6 kez NBA MVP 
19 kez NBA All-Star 
2 kez NBA Finalleri MVP 
10 kez En İyi Beş 
5 kez En İyi İkinci Beş 
5 kez En İyi Savunma Beşi 
6 kez En İyi İkinci Savunma Beşi 
1 kez NBA Yılın Çaylağı (1970)
3 kez NCAA Erkekler Basketbol Şampiyonluğu 
3 kez NCAA Basketbol Turnuvası MOP 
1 kez Naismith Yılın Kolej Oyuncusu (1969) 
2 kez Yılın Kolej Oyuncusu 
NBA Tarihinin En İyi 50 Oyuncusu 

Evet gerçekten inanılmaz bir basketbolcuydu Kareem Abdul Jabbar, yeni nesil bunu fazla bilmese bile bu bilgilerle umarım onu daha yakından tanımış olucaklar.

Serbest Atış Yüzdesi % - 72,1
3'lük yüzdesi % - 5,6
Ribaunt - 17.440 (NBA tarihinde 3.)

Maç başına ribaunt - 11,2 (NBA tarihinde 24.)
Asist - 5660 (NBA tarihinde 31.)
Maç başına asist - 3,6

Top çalma - 1160
Maç başına top çalma - 0,74
Blok - 3189 (NBA tarihinde 3.)

Maç başına blok - 2,57
Maç başına sayı - 24,6 (NBA tarihinde 12.)

Abdülcabbar'a ait NBA rekorları

En fazla sayı atan oyuncusu - 38.387
En fazla süre oynayan (57.446)

En fazla All-Star seçilen (19)
En Fazla All-Star maçı oynayan (17)

En fazla Play-Off maçı oynayan (237)
Tüm Zamanların Sayı Kralı Efsane Adam


http://www.ahaber.com.tr/galeri/spor/kerim-abdulcabbar

.http://www.nbaarena.com/haber/372/kareem-abdul-jabbar-kimdir