29 Ocak 2012 Pazar

İslamı seçen Yunan asıllı Halid Paschalis'in unutamadığı ilk Ramazan




İslamı seçen Yunan asıllı Halid Paschalis'in unutamadığı ilk Ramazan.


Yunan asıllı muhtedi Halid Paschalis'in unutamadığı ilk Ramazan.


Unutulmayan ilk Ramazan



İlk Ramazanı hiç unutamadığını ifade eden Yunan asıllı muhtedi Halid Paschalis, 'Ramazan'da sıhhat buldum' diyor.


Şaban ayının (Hicri ayların 8.sidir) son günleriydi ve Müslüman arkadaşlarımla oruç ve Ramazanla alakalı konuşuyordum. Zaten daha önceden orucun önemi ve faydalarıyla alakalı çok şey okumuştum. Oruç tutmanın nasıl bir şey olduğunu tatmak istiyordum.



Bir ay aç ve susuz nasıl kalınır?

Açıkçası çok merak ediyordum. Bir ay boyunca gün boyu aç ve susuz kalmanın zor olabileceğini düşünüyordum. Ben iyi dostum bana nasıl oruç tutulabileceğini ve gün boyu bunun nasıl sürdürülebileceğiyle alakalı tavsiyede bulundu.



Nihayet Ramazan geldi. Sahur için erken katlığımı hatırlıyorum. Arkadaşımın çok su içmemi tavsiye ettiğini hatırlıyorum. Sahuru yaptıktan sonra sabah namazı kıldım. Bunun nasıl bir şey olduğunu izah etmem mümkün değil. Gerçekten de namazı hissederek yaşıyordum ve muhteşem bir histi bu.



Oruçla gelen sıhhat

Ondan sonraki gün üniversiteye gittim. Diğer öğrencilerin yemek yiyip, su içmelerini gördüğümde açlık ve susuzluk hisseder miyim diye merak ediyordum. Neyse ki kendime güveniyordum ve oruca devam ettim. Elhamdulillah gün boyunca açlık veya susuzluk hissetmedim. Düşündüğüm kadar zor olmadı. Aslında kendimi daha da iyi hissettim ve midem daha da rahatlamıştı.



İlerleyen günlerde tıbbi çalışmalarımın yanı sıra İslam araştırmalarına başladım. Kuran ve hadis okuyordum. Arkadaşlarımla konuşuyordum. İslami bilgilerimi geliştirmem benim için büyük bir fırsattı.



Annem, oruç tutmamdan hoşnut değildi ve bana zararının olacağını ve bırakmam gerektiğini söylüyordu. Elhamdulillah yanılmıştı. Ramazandan önce midemle alakalı bir rahatsızlığım vardı ve tedavim yeni bitmişti.



Müslümanlar o kadar da az değilmiş

Yaşadığım toplumdaki çok sayıda Müslüman'la tanışma fırsatı bana Ramazanın sağladığı en büyük fırsatlardan biriydi.



Daha önce hiç bilmediğim öğrencilerle tanıştım ve aralarına yeni bir Müslüman olarak katılmamdan dolayı oldukça mutluydular. Beraber iftar ettik ve günlerce farklı konularla alakalı konuştuk. Ne kadar muhteşem bir şeydi bu.



Ramazanın sonuna gelindikçe oruç tutmaya alıştım ve bunun daha sonra özleyeceğim bir şey olduğuna inanıyordum. Bayramdan bir gece önce kendimi apayrı bir insan olarak hissettim, daha da iyi bir insan.



Bir sonraki gün çok erken kalkıp Bayram Namazı için camiye gittim. Daha önce hiç görmediğim kadar kalabalıktı ve Müslümanların benim tahmin ettiğimden daha da kalabalık olduklarını fark ettim. Namaz bitti ve arkadaşlarımla üniversitenin kafeteryasında kahvaltı yapmaya gittik. O zaman bana ne kadar garip gelmişti.



Ramazan bir daha başladıktan sonra bugün ikinci Ramazanımda hala o ilk Ramazanımı özlüyorum. İlk Ramazanım gerçekten de unutulamayacak bir anıdır benim için.


M. ,Hasan UNCULAR / TIMETURK

28 Ocak 2012 Cumartesi

RAMAZAN AYINDA İSLAM'I SEÇEN ABD'Lİ YAZAR



RAMAZAN AYINDA İSLAM'I SEÇEN ABD'Lİ YAZAR



ABD'li bayan yazarın Ramazan hatırası


Ramazan ayında İslam'ı seçen ABD'li yazar ve öğretmen Cemile Kolocotronis'in dilinden ilk oruç hikâyesi.


Altı çocuk annesi, yazar ve öğretmen olan Cemile Kolocotronis aslen St.Lois'li. Hidayet bulmadan önce, bir dönem Lüteriyen Kız Okulu'na devam eden Cemile, 23 yaşında Müslüman oldu. Eşi ve kendisi Milwaukee'de yaşıyor. Eşi aynı şehirde İslami bir okulun müdürlüğünü yapıyor. Cemile yarım gün öğretmenlik yapıp, Amerikalı Müslümanların hayatlarıyla ilgili kitaplar yazıyor. En son kitabının adı "Echoes", yani "Yankılar". Velud bir yazar olan Cemile'nin daha onlarca kitabı Amerikalı Müslümanlar arasında kapış kapış satılıyor.



Ve Cemile İslam yolundaki anılarını anlatmaya başlıyor: 1980 yazıydı yüksek lisans konum olan doğu dinleriyle ilgili bir çalışma yapıyordum. İlk rastladığım Müslüman'la konuşana kadar, dört yıldır ara ara İslam'la ilgili bilgiler ediniyordum. Kur'an'ı okudum, Cuma namazlarını seyrettim. Ama İslam'ı kabul etmeye hazır değildim.



Temmuz ayında gelen Ramazan

O yıl Ramazan ayı Temmuz'a denk gelmişti. Üç erkek kardeş, bizim kasabada Ramazan boyunca mescit olarak kullanmak üzere, küçük bir ev kiralamıştı. Bu kardeşlerin okulda öğrenci olduklarını biliyordum ve bazen yanlarına kısa ziyaretlere gidiyordum. Müslüman olmaya henüz hazır değildim ama çok merak ediyordum.



31 Temmuz gecesi çok sıcak ve nemli bir geceydi. Uyuyamamıştım. Önce Konfüçyüs'çülükle ilgili bir kitap okudum. Bu benim ödev konularımdan birisiydi. Hâlâ uyuyamamıştım. Yatakta namaz kılmaya çalıştım. Sonra sanki birden bire bir şimşek çarpması gibi bir şey oldu bana ve namaz kılamayacak bir halde olduğumu anladım. Temiz olmadığımı fark ettim. Daha önceden abdestle ilgili bazı şeyler anlatmışlardı bana. Bana aptalca ve gereksiz bir şey gibi geliyordu. Basit bir namaz için niye kalkıp temizlenmek gerekiyordu?



İlk İslam kıpırtıları

Yataktan kalkığım gibi banyonun yolunu tuttum. Keşke daha dikkatli olsaydım. Hatırladığım kadarıyla abdest aldım. Çocukluktan hatırladığım şekliyle ibadet etmeye başladım. Boynumu eğip, ellerimi birleştirmiştim. Tam olarak ne dediğimi hatırlamıyorum ama yol gösterilmesi gereken coşkun bir dilek gibi bir şeydi.
Cemile Kolocotranis'in İslam ile ilgili yayımlanmış birçok kitabı bulunuyor.



Daha sonra hala uyku tutmaz bir vaziyetteyken oturdum ve bizim rahibe bir mektup yazdım. Mektupta ona, Müslüman olmam gerektiğinden bahsettim.



İlk Şahadet şerbeti

O üç kardeşin oruç hazırlığı için erken kalkmaları gerektiğini biliyordum. Sessiz sokaklardan geçip, sabah saat 4'e doğru küçük mescide vardım. Sahurlarını yeni bitirmişlerdi ve sabah namazını kılmışlardı. Bana neden oraya geldiğimi sordular. Onlara mektubu gösterdim.



"Allahu Ekber" dediler. Bana nasıl düzgün bir şekilde abdest alacağımı gösterdiler ve kardeşlerden biri olan Adil, bana şahadet getirtti. Açıkça söylemek gerekirse çok heyecanlıydım.



Acaba İslam'dan döner miyim?

Birkaç saat sonra nihayet uyudum. Öğlenden sonra okul kampusu etrafında yürüdüm ve ne yaptığımı düşünmeye başladım. Kendime bir sene vakit tanıdım. Sürekli fikrimi değiştirebilirdim.

Cemile hanım eşi, çocukları, gelini ve torunuyla....

O kardeşler bana her gün oruç tutmak zorunda olmadığımı anlattı. İlk Ramazanımda, Ramazan'ın bitmesine on gün varken, dört gün oruç tuttum. O günler, sıcak ve uzun Ağustos ayına denk geldi. Ama bir şekilde oruç tutmayı başardım.



Ramazan'ın 19. gecesi çok özel

Bir sonraki Ramazan, benim tamamen oruç tuttuğum ilk Ramazan'dı. İki ablayla beraber bir ev kiraladık ve her sabah beraber sahur yaptık, akşamları da iftarımızı açtık. Namaz kıldık. Gecelerin büyük bir bölümünü ibadetle geçirdim. İş yerleri ve okullar arasında geçiyordu vaktim ve hala bekârdım. Hayatımın en huzurlu ve güzel Ramazanıydı.



Ramazanlarda her yıl son on günde cami daha da kalabalıklaşıyor. Ama benim özel günlerim 19. geceden, yani Müslüman olduğum geceden sonra başlıyor.

İSLAM'I SEÇEN ROMANYALI LANA




İSLAM'I SEÇEN ROMANYALI LANA

Romanyalı Lana'nın Ramazan günlüğü


İslam'ı seçen Romanyalı Lana'nın günlüğünden ilk Ramazan hatıraları. Lana ilk hislerini sizlerle paylaşıyor



İslam'ı seçen Romanyalı Lana kendi günlüğünden bize ilk Ramazanını şöyle anlatıyor:



Eylül 24-30, 2006: Ramazan'daki kutsallık



Ramazan'dan iki gün geçti bile. Hiçbir şey yapmadığınız ve çok dolu dolu vakit geçirdiğiniz zamanların olması harika bir şey.



Hiçbir şey olmadan huzurlu bir Ramazan geçireceğimi düşünüyordum. Günümü evde geçirip, kocamı bekleyip iftarı eşimle yapmayı planlıyordum. Ama Allah zor bir imtihana tabi tuttu beni. Bana bir iş nasip etti, Elhamdülillah benim ilk gerçek işim.


Zor sınavda sabah saat 8'den öğlenden sonra 3'e kadar çalışıp aynı zamanda oruç tutacaktım. Bu imkânsız değildi. Ama benim ilk orucum ve ilk gerçek işim aynı zamana denk gelmişti. Oruç tutabilecek miydim? İslam'a yeni girmiş biri için güzel bir soru bu. Kalbimin derinliklerinden bunu yapabileceğimi biliyordum. Hem işimi güzel yapıp hem de Allah rızası için oruç tutabilirdim.


Ramazan'ın ilk iki günüyle kıyaslandığında programım değişecekti. İlk gün kocamla sabah saat 4'e kadar uyanık kalıp sabah namazını kılabildim. Eşimin gece vakti saat 1.30'dan gelmesini bekledim. Sonra, Ramazan'ın ilk günü olduğunu hatırlatacak açık bir yer var mı diye yürüyüşe çıktık. Bazı yerler açıktı, bazıları kapalı ve eve dönüp televizyon seyrettik. İlk gün ikindi vaktine doğru geçen bir baş ağrısı oldu.


İkinci günümde kira işlemleri için gerekli bazı formları almak için iş yerine gittim. Tekrar eve geldim ve öğlenden sonra eşimle birlikte kısa bir yürüyüşe çıktık. Banyomuzun tamiri için ustalar geldiğinden dolayı tekrar eve geldik. İşçiler hala evde olduğundan dolayı bir bardak suyla iftarımızı yaptık.


İftardan bir saat sonra nihayet bir açık büfe bulduk ve sadece Ramazan'da yiyebileceğimiz o gelensel Arap yemeklerinden yedik. Arap yemeklerinin fanatiği olmadığımı itiraf edeyim. İtalyan tarzı yemekler, makarna ve pizzayı daha da tercih ederim ama Ramazan'da farklı yemeklerin denenmesini tavsiye ederim.

Ramazan'ın 2. gününde başım ağrımadı ve büyük bir problem yaşamadım. Elhamdülillah nasıl da güzel bir şekilde işlerimi hallettim. Kanepede yatan tembel biri olduğuma inanmıyorum ve zamanın geçeceğine inanıyorum. Hayır, güneşin altında dışarıya çıkarım ve oyalanırım.


Asıl büyük imtihan yarın. Sabah 7'de kalkıp 8'de işte olmam lazım. Yarın benim iş günüm ve Ramazan'ın üçüncü günü olacak.

Herkese iyi sahurlar!



Ekim. 1-7, 2006: Yeni İlginç Duygular



İşteki ilk günümde sabah saat 7'de kalktım, giyinip işe hazırlandım. Ne kadar komik, bazı şeyler nasıl da değişiyor. Bugüne kadar ben uyurken, kocam işe gitmek için evden çıkarken beni öperdi. Şimdi o uyuyor ve ben onu yanaklarından öpüp işe gidiyorum.



Yarın ilginç bir deneyim olacak. Çünkü eşim yarın izinli ve benim işten gelmemi bekliyor olacak. Onun şansından Ramazandayız yoksa ondan ben işten gelmeden önce yemek yapmasını isteyecektim!



Bu iki günde oruç tuttuğumu hissedip zorlanmamama vesile olan sırrı keşfettim: Meşgulüm.



Ne kadar aktif olursam vakit o kadar çabuk geçiyor ve daha hızlı düşünüyorum. İş yerinde evraklarla meşgul olduğundan dolayı vaktin nasıl geçtiğini anlayamıyorum.



Evde çalışmadan oruç tuttuğum bir günü hatırlıyorum. İftar olana kadar dakikaları saydım. Evde bir o yana bir bu yana geziniyordum, televizyon seyrediyordum ve vakit çok yavaş ilerliyordu.



Şimdi iş yerinde oruç tutmak artık problem değil. İşten başka bir şey yapmaya vaktim olmuyor. Elhamdülillah ilk Ramazanımı rahat geçirme gücünü verdi Mevla.



Ekim 8-14, 2006: Uykulu ama uyanık



Ramazan ayı içinde olan birçok olaydan dolayı daha da yoğunlaşıyor.

İşim her gün aynı: saat 2.30'da bitiyor, eve geliyorum ve iftar vaktine kadar kendimi meşgul edecek bir şeyler buluyorum.



Geçen hafta tuhaf bir şey olmuştu. İşten gelip, uyumak için oturma odasındaki kanepeye gittim. Uykulu değildim, kendimi yorgun hissetmiyordum ama gözlerimi açamıyordum.

Kocam bana hep kanepenin insanların uykusunu getirdiğini söylerdi, bana şaka gibi gelirdi. Ama belki de gerçektir. Bu "sihirli" gibi kanepe sizi rahatlatıyor ve televizyonun önünde bir kütük gibi uyutuyor.


Uyumayı ve iftarı kaçırmayı düşünmüyordum. Uyanık kalmak için kendimle mücadele ettim. İftara doğru uyanık kaldığımı hissettim.



Her gece farklı bir Ramazan çadırında geçirdiğim zaman mı yoksa o "sihirli" kanepem mi suçluydu? Ama her neyse bu hafta çok yorucu oldu!



Bundan, sabahtan akşama kadar tuttuğum orucu suçlamıyorum, artık alıştım.



İş yerinde geçirdiğim saatlerde de oruç tuttuğumu hissetmiyorum. Bu ya sahurda dışarıda geçirdiğim o güzel zamandan ya da benim "sihirli" kanepemden dolayı.



Her ne şekilde ve nasıl olursa olsun, yüce Allah'ı hatırlayıp O'na şükretmeye vakit bulmalıyım. Dua veya Kur'an'ın orijinalini okuyacak Arapça bilmiyorum. Ama hangi dili kullanırsam kullanayım, Rahman olan Allah'ın beni duyduğuna eminim. Farklı durumlarda, farklı şeyler için, kendi yolumda ve hissettiğim şekliyle ibadet ediyorum. Ama her şeyden fazla, yaratılışımdan dolayı Allah'a şükretmeliyim.


Ekim 15-21, 2006: Ramazan'ın Son Birkaç Günü Final


Sevgili günlüğüm, seni ihmal etmeye devam ediyorum. Ramazan deneyimlerimle seni ne zaman güncelleyeceğimi bilmiyorum.



Aslında, seninle Ramazanın son haftasını ve Şevval ayının başında tuttuğum dört gün orucu da paylaşmam gerek.



Ramazan'ın son haftası yavaş geçti. "Sihirli" kanepemden kaçtığımı hatırlıyorum. Gözlerimi açık tutmak için ne gerekiyorsa yapacaktım. Kocam bana işten geldikten sonra biraz kestirmemi söyledi ama bunu çok az yaptım. Öğlenden sonrayı uyuyarak geçirmenin bir vakit kaybı olduğunu düşünüyorum.



Bunun ötesinde günün belirli vakitlerinde vücudum zaten uykudaydı. Saate dikkat etmiyorum ama gece uyumayı tercih ediyorum. Ne diyeyim, Avrupa'da büyürken öğlenden sonra uyuma alışkanlığım olmadı.



Ramazan'ın 3. haftası olmasına rağmen "sihirli" kanepem beni cezbetti. Birkaç dakika uyukladım, tekrar uyandım, uyudum, uyandım. Ramazan'ın 4. ve sonuncu haftasında "sihirli" kanepeme gömülmekten kaçındım. İşteki olaylar beni sıkıntıya sokuyordu ve işten sonra uyanık kalıyordum ama "sihirli" kanepemin Ramazan'ın 3. haftasındaki gibi etkisi kalmamıştı.



Elhamdülillah bir ay boyunca oruç tutup Ramazan'ı geçirdim. Bazı özel sebeplerden dolayı kaçırdığım günler için ve Sünnete uygun hareket etme adına Şevval ayında da altı gün oruç tutmayı düşündüm. Elhamdülillah ikisi hafta sonunda olmak üzere altı gün oruç tuttum.


Milyarlarca insanla aynı anı hissetmek



Benim tüm Ramazan deneyimimle alakalı ne düşünüyorsun? Milyarlarca insanın seninle aynı anda oruç tuttuğunu bilmek muhteşem bir şey, aynı kurallara uymak, sadece her bireyin Ramazanda hissettikleri biraz farklı. Elhamdülillah kusmadım veya başka bir rahatsızlığım da olmadı. Bir Hıristiyan arkadaşım Müslümanlara saygı duyduğundan bir gün oruç tutmaya karar vermiş ama bütün bir öğlenden sonra kusmuş. Daha fazla dayanamamış ve sonra bir kahve içmiş.



Kendi gücüm karşısında çok etkilendim, belki de Allah'a olan inancım bana yardımcı oldu. O'nu daha yeni bulmuştum ve O'na saygısızlık etmek istemiyordum. Ramazan orucunun ecri Allah'a aittir. Diğer ibadetlerde kulun kıyamet günü amelleri tartılır ama Ramazan orucunun sevabı Allah'a kalmıştır.



Son iki günde de oruç tutmadıkça tam mutlu olmayacağım. 

Bir günden fazla oruç tuttuğum ilk deneyim olmasına rağmen iyiydi. İnşallah önümüzdeki Ramazan Kur'an okumak için daha çok vakit ayırırım.


M. Hasan Uncular / TİMETURK

http://www.timeturk.com/Romanyali-Lananin-Ramazan-gunlugu-25192-haberi.html


Eric Abidal İslam'ı seçti.Bilal adını aldı.



Eric Abidal İslam'ı seçti.Bilal adını aldı.



İspanyol devi Barcelona’ya transfer olan ünlü Fransız oyuncu Eric Abidal Müslüman oldu ve “Bilal” adını aldı.



Geçtiğimiz ay İspanyol devi Barcelona’ya transfer olan ünlü Fransız oyuncu Eric Abidal, İslam’ı seçti. Müslüman olduktan sonra “Bilal” ismini seçen Abidal, küçük yaştan beri İslam’a büyük ilgi duyduğunu söyledi.



Cezayirli Müslüman bir kadınla evlenmesinin İslam’ı seçmesinde hiçbir etkisinin olmadığını ifade eden Eric Abidal, küçük yaşlarda büyüdüğü mahallede bulunan Müslümanların kendisi üzerinden büyük etki bıraktığını açıkladı. Eric Abidal (Bilal) transfer olduğu İspanya’daki İslam’ın kadim izlerinin de kendisini çok etkilediği kaydetti.



11 Temmuz 1979 Fransa Lyon doğumlu olan Bilal Abidal, geçtiğimiz ay dört yıl için 15 milyon euro karşılığında Barcelona’ya imza attı



Abidal 2004 yılında Lille’den Lyon’a geldi ve burada üç kez Fransa ligi şampiyonluğu yaşadı.




MUHAMMED ESAD (Leopold Weiss)



MUHAMMED ESAD (Leopold Weiss)

Araştırmacı, gazete yazarı. Eskiden Avusturyada, şimdi Polonyada olan Lwov şehrinde 1900 yılında doğdu.

Tahsil hayâtından sonra gazeteciliğe başlayan Esad, çeşitli yerlerde muhabir ve muharrir olarak çalıştı. 22 yaşında iken bir gazete muhabiri olarak, Arap memleketlerini ziyâret etti. Gittiği yerlerdeki Müslümanlarla teması netîcesinde İslâm dînine hayrân olarak, o
nu kabul ettiğini söyledi.

Bütün İslâm devletlerini bu arada Hindistan ve Afganistanı da ziyâret ederek, intibâlarını dünyânın en büyük gazetelerinden biri olan Frankfurter Zeitungda neşretti. Bir müddet bu gazetenin neşriyât müdürlüğünde bulunan Esad, Pakistan bağımsızlığa kavuşunca oraya dâvet edildi. Pakistanda dînî tedrisâtın kurulmasında yardımcı olarak bu ülkeye gitti.

Daha sonra da Pakistanı temsil için Birleşmiş Milletler merkezine gönderildi. İslâm Yol Kavşağında, Mekkeye Giden Yol adlı iki eseri vardır. Kendisi Müslüman oluşunu şöyle anlatır:“Ben koyu bir katolik âileden gelmiştim. Çocukluk hayâtım boyunca bana Müslümanların dinsiz oludğu, şeytana taptığı telkin olunmuştu. Müslümanlarla temas edince, bu sözlerin doğru olmadığını görerek, İslâm dînini incelemeye karar verdim. Bu hususta yazılı birçok kitap edindim. Bunları dikkatle incelemeye başlayınca, bu dînin ne kadar temiz, ne kadar derin bir din olduğunu hayretle gördüm.

Fakat kendileriyle temas ettiğim bâzı Müslümanların hareket tarzı, benim okuduğum Müslümanlık esaslarına uymuyordu. Müslümanlık, her şeyden evvel temizlik, açık kalplilik, kardeşlik, merhamet, doğruluk, acıma, sulh ve selâmet telkin ediyor ve biz Hıristiyanların inandığı “insanların dâimâ günahkar olduğu” akîdesini reddediyor, bunun aksine, “Hayatta, kimseye zarar vermemek ve günah işlememek şartıyla zekv alınız” diyordu. Halbuki, ben bu kâidelere uymayan pis ve yalancı Müslümanlara da rastladım. Bu işi daha ziyâde kurcalamak için tercübe maksadıyla kendimi bir Müslüman yerine koydum ve kitaplarda okuduğum esaslara ayak uydurarak, İslâm âlemini incelemeyebaşladım. Şunun farkına vardım ki, İslâm âleminin gittikçe bozulması, zayıflaması, âdetâ inhitâta (çökmeye) uğramasının en büyük sebebi Müslümanların dinlerine, gittikçe ilgisiz kalmalarıdır. Müslümanlar, tam Müslüman oldukları müddetçe, dâimâ yükselmişler, Müslümanlığı bırakmaya başlayınca, aşağılara düşmüşlerdir. Halbuki bir memleketin, bir milletin, bir kitlenin yükselmesi ve yücelmesi için ne lâzımsa, Müslümanlıkta mevcuttur. Bütün medeniyet esasları onda vardır. İslâm dîni, hem çok derin, hem de çok pratiktir. Koyduğu esaslar, tam mantıkî ve herkes tarafından anlaşılabilen, içinde tabiata uymayan tek bir unsur bile bulunmayan kâidelerdir. İçinde lüzumsuz hiçbir şey yoktur.

Diğer din kitaplarında bulunan anlaşılmaz yerler, mugâlatalar (yanıltmacalar), mantığa sığmayan mistik hususlar, İslâm dîninde yoktur. Bu hususları ben bütün Müslümanlarla tartıştım ve onları; “Niçin bu güzel dîninize daha fazla bağlanmıyorsunuz, niçin ona iki elle sarılmıyorsunuz?” diye azarladım.
Nihâyet 1926 senesinde Afganistanda bir vâli ile bu hususlar üzerinde görüşürken, O bana; “Siz Müslüman olmuşsunuz da haberiniz yok. Zîrâ, ancak hakîkî bir Müslüman İslâmiyyeti sizin gibi müdâfaa eder.” dedi. Vâlinin bu sözü üzerine beynimde bir şimşek çaktı. Eve döndüğüm zaman derin derin düşünceye daldım ve kendi kendime; “Evet, ben artık Müslüman oldum.” dedim. Derhal “Kelime-i Şehâdet” getirdim. O târihten beri Müslümanım.”


Muhammed Esad doğru yolun büyük âlimlerini tanıyamadığı onların eserlerinden istifâde etmediği için Peygamber efendimiz ve Onun şanlı Eshâbının yolundan ayrıldı. Zamânımızdaki mezhepsizler kendisini büyük âlim tanıtmak gayretindedirler.



http://www.bibilgi.com/MUHAMMED-ESAD-(Leopold-Weiss)


Ukraynalı anne ve oğlu, Kutlu Doğum Haftası'nda Müslüman old



Mersin'in Anamur ilçesinde yaşayan Ukraynalı anne ve oğlu, Kutlu Doğum Haftası'nda Müslüman oldu.

5 yıldır Türkiye'ye düzenli olarak geldiğini belirten Ludmila Droboti, Gürcistan'da yaşayan eşinden ayrıldıktan sonra

17 yaşındaki oğlu Shota Matashvili ile Anamur'a yerleşti.


Anamur Müftüsü Muhammet Koçak'ın öncülüğünde şahadet getirerek Müslüman olan anne Ludmila Droboti Esma,oğlu Shota Matashvili ise Mustafa ismini aldı.

Esma hanım, "İslamiyet'i seçtiğim çok mutluyum" diyerek, kendisine vesile olanlara teşekkür etti.



Anamur Müftüsü Muhammet Koçak, Müslüman olan aileye İhtida Belgesi vererek onlara bir de Kur'an-ı Kerim hediye etti.






83 YAŞINDA MÜSLÜMAN OLDU.




83 yaşında Müslüman oldu


Norderstedt kentinde yaşayan 83 yaşındaki Hannelore Reinke, 20 yıldır gidip geldiği Beypazarı'nda Müslüman oldu ve Meryem adını aldı. Meryem Reinke, "İslam dinini yıllardır araştırdım ve Müslüman oldum" dedi.

Müslüman olup, Meryem adını aldı. 20 yıl önce ilk kez Beypazarı"na giden Reinke, İslam dininin çok ilgisini çektiğini ve sonunda Müslüman olmaya karar verdiği söyledi.


Protestandı, Müslüman oldu



Reinke, "Ben Protestan bir Almandım. Ama 20 yılı aşkın süredir Beypazarı"yla kontağımı kesmedim. Çünkü orada yıllarca özürlülere, fakir öğrencilere, yaşlılar yurtlarına elimden geldiği kadar maddi yardımda bulundum. Zamanla çok sayıda dostlar edindim. Türk dostlarım bana İslam üzerine de bilgi verdiler. Ben de İslam dinini inceledim ve inandım. Geçen ay Beypazarı"na gittim ve orada eski Beypazarı Belediye Başkanı İbrahim Demir"in ve Süleyman Kurtuluş"un şahitliği eşliğinde müftü İhsan Caner önünde Kelime-i-Şehadet getirerek Müslüman oldum. Allah"a dua etmek ve Müslüman olmak bana huzur veriyor" dedi.



Yardım meleği




Yıllardır yaptığı yardımlardan dolayı kendisine "yardım meleği" diyerek hitap eden dostları Meryem adını kendisine önerdiklerini belirten Hannelore Meryem Reinke, "Tanıdıklarımdan İbrahim Demir"in kızı Bahar bana önerilen isimlerden Meryem olmasında ısrar etti. Meryem Anamızın adı olduğu için ben de seve seve kabul ettim. Müslüman olmaktan huzur duyuyorum ve bildiğim duaları okumak beni daha da yaşama bağlıyor" diye konuştu.