17 Aralık 2012 Pazartesi

Hakan Şükür eşinin örtünmesiyle ilgili ilk kez konuştu




Hakan Şükür eşinin örtünmesiyle ilgili ilk kez konuştu




AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, spor yorumculuğundan eşinin başını örtmesine kadar bir çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.


EŞİM NASIL MI KAPANMAYA KARAR VERDİ


Hakan Şükür, eşi Beyda Şükür'ün başını örtmesi süreciyle ilgili olarak, "15 senelik evliyiz. Benim böyle bir hakkım (baskı) yok. Biz öyle yaşadık, öyle tanıştık, öyle birbirimizi sevdik ve evlendik. Bana 'ben böyle bir şey yapmak istiyorum' dedi. Ben de 'eğer böyle bir niyetin varsa Hacca gideceğiz, Allah'ın huzurunda, Allah'ın rızası bu netice itibariyle de, onu taçlandıracağız. Ondan sonra bunu yapabilirsin' dedim. O da çok mutlu oldu. Hac farizasını yerine getirdikten sonra kapandı" diye konuştu.


Bir televizyon kanalında futbol yorumculuğu yaptığı için eleştirilen Şükür, "milletvekillerinin uyacağı etik kuralları belirlemek" amacıyla oluşturulan ve raporuna son şeklini vermeye çalışan Meclis Etik Komisyonu ile ilgili soruları yanıtladı.


Milletvekili olduğunu ancak futbolu da meslek olarak gördüğünü belirten Şükür, "Bu meslekle ilgili bir şey yaparken eleştiriliyorsam bu benim ayıbım değil" şeklinde konuştu.


Şükür, yaptığı işin Anayasal bir hakkı olduğunu ifade ederek, "Eğer olmasaydı zaten ben Hakan Şükür olarak bunu yapmazdım. Ben kural dışı hiçbir şey yapmam. Sahadayken de böyleydim, bu ülkenin vatandaşı olarak da böyleyim" diye konuştu.


"İLLEGAL BİR İŞ YAPMIYORUM"


"Kazanılar rakamlar noktasında insanların farklı duyguları varsa onda yapabilecek bir şeyim yok" diyen şükür, şöyle devam etti:


"Bu, benim 30 senedir kamptan, maçtan, sıkıntıdan, stresten kazandığım veya kazanmadığım şeylerin bir bedeli. Bugün 30 senelik bir bilim adamı çıkıp bir yerde fikrini beyan edebiliyor. Belki çok az kazanıyor, ben bunları kabul ediyorum. Ama bu dünya gerçeği, futbol çok seviliyor. Futbol reytingi çok yüksek bir oyun. Bu benim kabahatim de değil.


Futbolun bir pazarı var. Bu pazarda size yer vermek isteyenleri, siz elinizin tersiyle itemezsiniz. Futbol kültürünüz var, futbolun bütün birimlerinde bulunmuşsunuz. Burada siz yorumlamayacaksınız da kim yorumlayacak? Onun için, bunu yorumlayan insanın da siz olmanız, aslında çok faydalı. Futbolun nasıl olması ve yönetilmesi gerektiği konusunda kendimce fikirler veriyorum, siyaset yapmıyorum. Bugün herkes özgür, istediği partiye oy veriyor. Belki bu tartışmaların benim partime de zararı var, bilmiyorum. Ama yaptığım işin zararı olmaz, çünkü ben illegal bir iş yapmıyorum. yanlış bir şey yapmıyorum."


BENİM HER ŞEYİM ORTADA


Şükür, "Meclis Etik Komisyonu, milletvekillerinin yapamayacağı işlere ilişkin bir rapor hazırlıyor. Bu işleri yapan milletvekili sonunda teşhir edilecek" şeklindeki hatırlatma üzerine, "Öyle kısıtlama şanslarının olacağını zannetmiyorum. O sadece manevi baskı oluşturmak amacıyla.... Ben teşhir edilecek durumda mıyım? Benim her şeyim ortada. O maddeye uymuyorum ben. O benim için yapılmış bir şey değil, genelde böyle bir şikayet var demek ki" dedi.


Yorumculuk yaparken bilgi birikimini paylaştığını kaydeden Şükür, "Bunun neresi sakıncalı anlamadım?" diye sordu.


"BU PARAYA MUHTAÇ OLAN İNSAN DEĞİLİM"


Şükür, "Para alıyorum diye mi sorun var? Başta 'milletvekili yapamaz' diye girdiler, sonra 'bilim adamı bu kadar alıyor, Hakan Şükür neden bu kadar alıyor?' dediler. Bu benim elimde olan bir şey değil ki. O rakamlar (700 bin TL) değil. Ben burada pazarlık yapacak bir insan değilim. Ben çok sevdiğim bir işi yorumlama fırsatı bulduğum için mutluyum. Bu paraya veya başka şeylere muhtaç olan bir insan da değilim. Ama bu birikimse ve bunun karşılığında bir şeyler veriliyorsa, bunun da yasal bir sorunu yoksa, yapmakta da bir sakınca yoktur" diye konuştu.


FUTBOL OYNARKEN YANIMDAKİLERDEN 10 KAT DAHA AZ KAZANIYORDUM


Futbol oynadığı zaman, yanında oynayanlardan 10 kat daha az kazandığını ifade eden Şükür, şöyle konuştu:
"O zaman milli takımın değerli bir oyuncusu olarak, 'ya kardeşim bu nasıl oluyor, bu çocuğa haksızlık yapılıyor' demeyenler, bugün bunu söylüyorsa burada bir sorun vardır. Bu ülkenin evladına sahip çıkmak lazım. Benim için demiyorum sadece bunu. Bugün Arda ve Emre bu ülkeden kaçarcasına gidiyorsa, bunu düşünmek lazım. Etik Kurul'un benimle alakalı olduğunu düşünmüyorum. Burada vekillerle konuşuyoruz, herkes kendinin bir çok iş yaptığını söylüyor. Bu da benim uzmanlık alanım ve bunu yapıyorum. Milletvekili olarak mı tanındım ben? Hayır. Benim gibi düşünmeyen insanlar tarafından da sevilen bir insanım. Ben bunu görüyorum, bundan da büyük gurur duyuyorum. Ancak bunu kullanmıyorum.


Bugün yaptığım iş, sporcu kimliğimin bana getirdiği bir özellik. En tepe noktada yaptığım, çektiğim meşakkatin, yaşadığım zor anların... Cebinden para veren, çok az rakamlara oynayan, hatta parasını alamayan ama işinden hiç bir zaman taviz vermeyen ve işini yapan bir insanım. Böyle bir adamken buna itiraz etmeyenler, bugün bunları söyleme hakkına sahip değiller."


BEYDA ŞÜKÜR'ÜN BAŞÖRTÜ TAKMA SÜRECİ


Hakan Şükür, eşi Beyda Şükür'ün başını örtmesi süreciyle ilgili olarak, "15 senelik evliyiz. Benim böyle bir hakkım (baskı) yok. Biz öyle yaşadık, öyle tanıştık, öyle birbirimizi sevdik ve evlendik. Bana 'ben böyle bir şey yapmak istiyorum' dedi. Ben de 'eğer böyle bir niyetin varsa Hacca gideceğiz, Allah'ın huzurunda, Allah'ın rızası bu netice itibariyle de, onu taçlandıracağız. Ondan sonra bunu yapabilirsin' dedim. O da çok mutlu oldu. Hac farizasını yerine getirdikten sonra kapandı" diye konuştu.


Şükür, bir aile saadeti, huzur olduktan sonra insanın mutlu olduğunu, yediğinden de keyif aldığını ifade ederek, şöyle konuştu:


KAPANMAK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİĞİNDE MUTLU OLDUM


"Şu ortamımız, eşimiz, dostumuz... Eşimin arkadaşları kapalı değil. Onların da ona böyle baktıklarını hiç görmedik. Bu toplumsal kaynaşma bence çok önemli. Böyle bir kararı var. Bizim inancımız bu, inancımızın karşılığında da böyle bir karar aldı, ben de saygı duydum. Bize başka bir şey düşmez. Nasıl evlenirken, bu şekilde evlendik, 15 yıldır böyleyiz. 3 tane çocuğumuz var. Böyle bir talepte bulununca açıkçası ben de mutlu oldum. Hiçbir gün olsun, Allah da şahidimdir, böyle bir talebim (kapan diye) olmadı. Bu bir Hac farizası, farz olsa da ben böyle bir şey söyleme hakkını kendimde görmem. Kendi kararıdır, farklı düşünenler mutlaka olabilir ama bizim düşündüğümüz... Eğer inanıyorsak Allah'ın emrini yerine getirdiği için rahat ve huzurluyuz."

http://www.ensonhaber.com/hakan-sukur-esinin-ortunmesiyle-ilgili-ilk-kez-konustu-2012-12-08.html



29 Kasım 2012 Perşembe

YÜRÜYEREK HACCA GİTTİ.



YÜRÜYEREK HACCA GİTTİ.


Hacca gitmek için Bosna-Hersek'in Banoviçi kentinden 10 Aralık 2011'de yürüyerek yola çıkan Senad Haciç, hac farizasını yerine getirerek ülkesine döndü.

Yaklaşık 300 gün boyunca kar, karanlık, savaş ve diğer zorlukla...

rla mücadele eden Bosna'nın "en ünlü hacısı" Senad Haciç, kutsal topraklara ulaşmak için Sırbistan, Bulgaristan, Türkiye, Suriye ve Ürdün'den geçti. Haciç, 10 ay süren hac yolculuğunda yaklaşık 5 bin kilometre yol yürüdü.

Kutsal topraklardaki ibadetleri tamamladıktan sonra hava yoluyla ülkesine dönen Haciç, Uluslararası Saraybosna Havalimanı'nda yakınları tarafından karşılandı.

Kutsal topraklara ulaşmak için yaklaşık 5 bin kilometre yol yürüdüğünü belirten Haciç, yolculuk esnasında 13 çift ayakkabı ve bin çift çorap eskittiğini kaydetti.

Türkiye'nin ardından Suriye'ye geçtiğini ifade eden Haciç, "Burada savaş olduğunu biliyordum ancak yolculuğa ara vermedim. Esed'in askerleri pasaportuma el koymak istedi" dedi.


http://www.merhabahaber.com/news_detail.php?id=82545

KONYALI PAPAZ MÜSLÜMAN OLDU.




KONYALI PAPAZ MÜSLÜMAN OLDU.


Konyalı papaz,antik Yunanca olan Yuhanna İncili-14 16-17 ve 26.sözlerde Faraklitos-Faraklit ismini görünce hidayete eriyor. Faraklit’in Arapça karşılığı Ahmet ve Muhammed isimleridir. Bu isimlerin anlamı tesellici,öğütçü ve Allah’ı çok çok övendir.
Faraklit ismi Barnabas İncilinde de geçmektedir.
Günümüz İncillerinde Faraklit yerine “Kutsal Ruh” ve “Gerçeğin Ruhu” ismi yazılmaktadır.
“Ben de Baba’dan dileyeceğim, O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir yardımcı, Gerçeğin Ruhu’nu(Faraklit-Muhammded) verecek”
(YUHANNA-14 16-17.SÖZLER)
“Ama Baba’nın benim adımla göndereceği Yardımcı,Kutsal Ruh(Faraklit-Muhammed),size her şeyi öğretecek,bütün söylediklerimi size hatırlatacak.
(YUHANNA-14 26.SÖZLER)
İlkokulu Konya’da tamamladı, ardından Ermeni Koleji’nde eğitim gördü. Küçük yaşta Hıristiyanlığı seçen Uzman Teolog Abdullah Palazoğlu uzun süre Papazlık yaptı. Palazoğlu’nun hayatı, yaklaşık Bin 700 yıl önce yasaklanan Barnabas İncili’ni tanıdıktan sonra değişti. “İslam dinine en yakın” olarak bilinen o kitabı Türkçe’ye çevirdi. Kitaptan etkilendi ve yeniden Müslüman oldu. Daha sonra 39 kişiyi İslam’a taşıdı. 

1973 yılında Beyşehir’de dünyaya gelmiş Abdullah Palazoğlu… Babası tarafından Ermeni Kolejine gönderilmiş, o dönemde aşılanan bilgilerle Hristiyanlığı kendine en yakın din olarak görmüş. Daha sonra bu dinin eğitimini almak için Teksas Hıristiyan Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamış ve bir süre papaz olarak kiliselerde görev yapmış.

Barnabas İncili ile tanışması ise onun hayatını tamamen değiştirmiş. Türkçe 'cesaret verici' anlamına gelen Barnabas ismi aslında Hz. İsa’nın 12 Havarisinden birine ait… Barnabas İncili ise bu Havarisin kaleme aldığı ve İslam dinine yakınlığı ile bilinen bir kitap… Bu benzerlikten etkilenen Palazoğlu, daha sonra huzuru İslam dininde bulduğunu söylüyor. 
Kitapta dikkatini Ahmet adının çektiğini ifade eden Palazoğlu, bu kitap haricinde hiçbir Hıristiyan kitabında Hz. Muhammed’in (SAV) adının geçmemesi nedeniyle Barnabas incilini Türkçe’ye çevirmeye karar vermiş...


Oğlunun adını da Ahmet koyan Palazoğlu, insanları İslam’a davet etmeye başlamış… 39 farklı dinden insanın Hak din ile tanışmasını sağlayan Palazoğlu, Barnabas İncilinde Hıristiyanların şimdiki düşüncelerinin tam tersinin anlatıldığını belirtiyor.


Barnabas’ın İsa Peygamber’den öğrendiklerini ve o anki yaşadıklarını bu kitapta yazdığını dile getiren Palazoğlu, Hz. Muhammed’in (S.A.V.) bu kitapta da Kuran-ı Kerim’deki gibi anlatıldığını ifade ediyor.
Uzman Teolog Palazoğlu, önümüzdeki günlerde Tevrat ile ilgili de bir takım çalışmalar yapacağını sözlerine ekliyor.


Abdullah PALAZOĞLU şimdiye kadar yaptığı irşat ve tebliğ çalışmalarının sonucunda şimdilik 169 kişinin İslam’la şereflenip Müslüman olmalarına sebep oldu. Uzman bir Teolog olan Abdullah Palazoğlu İngilizce, İtalyanca, Antik Yunanca (Grekçe-Latince), Çağdaş Yunanca, Ermenice, Osmanlı Türkçesi ve Kürtçeyi ana dili gibi konuşuyor, bunların yanı sıra Luvi Hiyeroglif yazı dilinide biliyor.

Yayınlanan 10, toplam da 43 kitap ve yayınlanan 183, 4'ü uluslararası toplam da 187 makalesi olan ve Uluslararası Üniversitelerden Fahri Doktoralar, Ödüller ve Plaketler alan, halen Konya’da yaşayan, evli olan Abdullah PALAZOĞLU’nun önceki evliliğinden Ahmet adında bir de oğlu var.

Hakka Yürüyüş Dergisi küçüklüğünden itibaren yetiştirildiği katı Presbiteryen geleneğini terk edip Müslüman olan eski bir misyoner papaz ile yaptığı çarpıcı röportaj.

Andreas Palaylogos şimdiki adıyla Abdullah Palazoğlu , onu önemli kılan şey sade bir hristiyan iken İslam'ı seçmesi değil. Yüksek rütbeli bir hristiyan din adamı iken Müslüman olması şüphesiz.



Küçüklüğünden itibaren yetiştirildiği katı Presbiteryen geleneğini terk edip Müslüman olan Abdullah ile Konya ofisimizde bir röportaj gerçekleştirdik.



6 Ocak 2004 tarihinde Konya Selçuklu müftülüğüne gidip Müslüman oluyor Andreas , sonrada Abdullah yapıyor ismini. T.C.U (Texas Christian Univercity) ' da hrsitiyan teolojisi okuması için Roma tarafından kendisine burs veriliyor, burada ''Thelogy Faculte'' bölümünde okuyor 6 yıllık üniversiteden önce hrsitiyan'lık üzerine ön eğitim alıyor üniversiteden sonra 2 yıl Vatikan'da zorunlu eğitime tabi tutuluyor, daha sonra 2 yılda Yunanistan Agios Oros (Kutsal Dağ) 'da bir eğitimden daha geçiriliyor burada tam bir ruhban ve keşiş olarak eğitiliyor. Burada yetiştirilenler ise dünyanın çeşitli yerlerine misyoner temsilcisi olarak atanıyor. Daha sonra İstanbul Güngören Protestan kilisesinde bir eğitime tabi tutuluyor. Buradan Konya'ya gönderiliyor görevi ise ev kiliselerini organize etmek . Bu dönem içinde vesilelerle Müslüman oluyor Abdullah Palazoğlu , işte onu İslama götüren yolu bize anlatmasını istedik Abdullah'dan . Kendisiyle yaptığımız röportajı etkilenerek okuyacağınızı tahmin ediyoruz.



Hakk'a Yürüyüş Dergisi (HY) :



İlk önce röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için size teşekkür ediyoruz. Bize kendinizi kısaca tanıtırmısınız?Abdullah :

1973 doğumluyum Ermeni kolejini bitirdikten sonra bursla T.C.U (Texas Christian Univercity- Thelogy Faculty) Fortword , Texas Amerikaya gittim . Daha sonra yine Amerika da 2 yıl staj yaptım , ardından 2 yıl Vatikan ve 2 yıl Yunanistan'da eğitim aldım ve Türkiye'ye geldim . Türkiye'de çeşitli resmi ve ev kiliselerinde görev yaptım. Yüksek Papaz ( High Priest) rütbesinden , 6 Ocak 2004'te istifa edip Müslüman oldum ve Andreas olan adımı Abdullah yaptım.

HY :

Sade bir hristiyan olmak ve yaşamak varken din adamlığını seçmenizdeki gaye nedir. Bir arayış diyebilirmiyiz buna .




Abdullah:

Bunu ben seçmedim , zaman ve şartlar doğrultusunda bana gelen teklifleri değerlendirdim ve o zaman bunun doğru olacağını düşündüm. Okudugum Ermeni kolejinde yetenekli görülen öğrencileri bu yönde çalışmaya teşvik etmek için verilen burslar ve telkinlerle bu duruma geldim ve Teoloji okumaya başladım sonrada Hristiyan bir din adamı oldum.


HY:

Hristiyan bir din adamı iken Müslümanlığa ve Müslümanlara bakış açınız neydi öğrenebilirmiyiz?


Abdullah :

Müslüman kardeşlerim bana o zamanlar , potansiyel terörist, fundemantalist, fanatik ve kökten dinci imajı veriyorlardı, hatta insanlıkları konusunda bile önyargı ile yaklaşıyordum. Bunun nedeni aldığımız önyargılı eğitimdi şüphesiz.


HY:

Peki nasıl Müslüman oldunuz. ?




Abdullah :

Konya'da bir gazetenin Konya il temsilcisi olan arkadaşımın iddiası ve benim bu iddiayı ciddi bir şekilde araştırmaya kalkışmam benim islam'la şereflenmeme sebeb oldu. Arkadaşımın iddiası şuydu ; Tevrat, Zebur ve İncil'de Peygamber efendimizin geleceği 114 yerde yazılı olduğuydu. Bunun kanıtı ise Bediüzzaman 'ın 19. uncu mektubu, diğer adıyla Mucizat-ı Ahmediyye idi. Yaklaşık 2 yıl süren çok ciddi ve derin bir araştırmadan sonra gördüm ki arkadaşım doğru söylüyor , şimdiki hristiyan teologlarının ısrarla üstünü örttüğü ve reddettikleri Muhammed (sav), kendi kutsal kitablarında müjdeleniyordu, bu beni hem dehşete hem şaşkınlığa düşürdü, bunun üzerine istifamı vermeyi ve İslam'la şereflenmeyi uygun gördüm.


HY:

Müslüman olduktan sonra çevrenizin tepkisi ne oldu olumlu ve olumsuz olarak.


Abdullah:

Amerika'dan ve İtalya'dan gelen heyetlerin çok ciddi, maddi, manevi ve psikolojik baskılarına maruz kaldım, bu yüzden mide kanaması geçirdim saçlarım ağardı ve döküldü , halada dökülüyor. Din kardeşlerimle ise ilk başta kabullenmeme sıkıntısı yaşadım. Çevremi kaybettim ve en sonunda elimde küçük bir çanta dolusu elbiseyle kalakaldım.


HY:

Misyonerliğe bakış açınız nedir?




Abdullah:

Benim o zamanki mezhebim ilk eğitim aldığım sistemde misyonerlikten ziyade ruhbanlık vardı , keşiş yetiştirmeye yönelikti. Mezhepsel nedenlerden dolayı bugünkü manada misyonerliğe zaten karşıydık., bu çalışmaları şiddetle reddederdik. Çünkü hristiyanlık bütün dünyada duyulmuş bir dindir. Merak eden gelir kilisede öğrenir, sokaklarda İncil dağıtmak Hristiyanlığı ayağa düşürmek yani aşağılamak anlamına gelir, bu yüzden bu tür çalışmaları doğru bulmuyorum.


HY:

Türkiyede misyonerlik faaliyetleri nasıl yürütülüyor, bu konuda bilgi verebilirmisiniz?


Abdullah:

Şu anki durumlarını bilmiyorum , ama benim zamanımda çok disiplinli , sistemli ve düzenli bir çalışma şekli vardı. Bir hiyerarşi içinde hareket edilir ve bu işler için ciddi manada fonlar aktarılırdı. Türkiyenin hemen hemen bütün bölgelerine ulaşılmış durumda , hatta mütedeyyin olarak bilinen Konya'da bile bir çok apartman kilise mevcuttur. Buralarda genelde üniversite öğrencileri Hristiyanlık propagandasına tabi tutulurlar. Hristiyan misyonerleri bu bölgelerde işi şansa bırakmaz ve profesyonel manada insan ilişkileri dersleri almış uzman teologlar tarafından faaliyetleri sürdürülür. Özellikle kendini henüz bulamamış fıtratını ortaya koyamamış genç kesim bu işe tevessül etmektedir.


HY:

Müslüman coğrafyada devam eden işgal, tecavüz ve beraberinde gelen mücadele hakkında görüşleriniz nelerdir?


Abdullah:

En çok üzüldüğüm konulardan birisi bu hatta bazen sinirleniyorum bu yüzden , Filistin'e , Afganistan'a ama en çokta Çeçenistan'a gidip rus domuzuyla savaşmayı istediğim çok anlar oluyor. Hatta bu konuyu ciddi manada düşünüyorum , hristiyan bir din adamı iken bütün mesaimi bu yolda harcadım insanlara hristiyanlığı anlattım gayret ettim , ama şimdi bu gayretin daha fazlasını İslam yolunda Allah rızası için yapmalıyımki samimiyetimi ortaya koyabileyim , bende bu uğurda verebileceğim en iyi şeyin canım olduğunu düşünüyorum ve ŞEHİD OLMAK İSTİYORUM. Afganistanda'ki , Filistindeki, Çeçenistandaki, Iraktaki kardeşlerimden kendimi ayrı görmüyorum, bu kardeşlerimle omuz omuza vermeyi ve zulme dur diyebilmeyi istiyorum.İnşaAllah Allahu Teala bana bu fırsatı verir diye de ümit ediyorum.


HY:

Bundan sonraki hedefleriniz nedir?




Abdullah:

Aslında tek kelimeyle hizmet, yani Allah yolunda , Allah rizası için İslama ve Müslümanlara elimden geldiğince ve gücüm yettiğince hizmet etmek istiyorum.


HY:

Son olarak bizlere ve dergi okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?




Abdullah:

Sizlere ve kardeşlerime acizane tavsiyem şudur ki DİNİNİZE SAHİP ÇIKIN . İnsanca yaşamanın ve insanca bir yol tutmanın en güzel yolu İslam'dır ben bunu gördüm . Elinizdeki bu altın fırsatı geri tepmeyin ve davanıza sıkı sıkı sarılın .


HY:

Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için dergimiz ve okuyucularımız adına size teşekkür ediyoruz .


Abdullah:

Bende size teşekkür ediyorum ve buradan tüm okuyucularınıza selamlarımı iletiyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun.




HAKKA YÜRÜYÜŞ DERGİSİ 


http://www.konhaber.com/yeni/haber-73991-GUNCEL-Yasakli-kitabi-Turkceye-cevirdi.html



KONYALI ESKİ PAPAZ BARNABAS İNCİLİNİ TÜRKÇEYE ÇEVİRDİ.


KONYALI ESKİ PAPAZ BARNABAS İNCİLİNİ TÜRKÇE'YE ÇEVİRDİ.

İlkokulu Konya’da tamamladı, ardından Ermeni Koleji’nde eğitim gördü. Küçük yaşta Hıristiyanlığı seçen Uzman Teolog Abdullah Palazoğlu uzun süre Papazlık yaptı.

Palazoğlu’nun hayatı, yaklaşık 1700 yıl önce yasaklanan Barnabas İncili’ni tanıdıktan sonra değişti. “İslam dinine en yakın” olarak bilinen o kitabı Türkçe’ye çevirdi. Kitaptan etkilendi ve yeniden Müslüman oldu. Daha sonra 39 kişiyi İslam’a taşıdı.

1973 yılında Beyşehir’de dünyaya gelmiş Abdullah Palazoğlu… Babası tarafından Ermeni Kolejine gönderilmiş, o dönemde aşılanan bilgilerle Hristiyanlığı kendine en yakın din olarak görmüş. Daha sonra bu dinin eğitimini almak için Teksas Hıristiyan Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamış ve bir süre papaz olarak kiliselerde görev yapmış.

Barnabas İncili ile tanışması ise onun hayatını tamamen değiştirmiş. Türkçe 'cesaret verici' anlamına gelen Barnabas ismi aslında Hz. İsa’nın 12 Havarisinden birine ait… Barnabas İncili ise bu Havarisin kaleme aldığı ve İslam dinine yakınlığı ile bilinen bir kitap… Bu benzerlikten etkilenen Palazoğlu, daha sonra huzuru İslam dininde bulduğunu söylüyor.

Kitapta dikkatini Ahmet adının çektiğini ifade eden Palazoğlu, bu kitap haricinde hiçbir Hıristiyan kitabında Hz. Muhammed’in (SAV) adının geçmemesi nedeniyle Barnabas incilini Türkçe’ye çevirmeye karar vermiş...
Oğlunun adını da Ahmet koyan Palazoğlu, insanları İslam’a davet etmeye başlamış… 39 farklı dinden insanın Hak din ile tanışmasını sağlayan Palazoğlu, Barnabas İncilinde Hıristiyanların şimdiki düşüncelerinin tam tersinin anlatıldığını belirtiyor.

Barnabas’ın İsa Peygamber’den öğrendiklerini ve o anki yaşadıklarını bu kitapta yazdığını dile getiren Palazoğlu, Hz. Muhammed’in (S.A.V.) bu kitapta da Kuran-ı Kerim’deki gibi anlatıldığını ifade ediyor.
Uzman Teolog Palazoğlu, önümüzdeki günlerde Tevrat ile ilgili de bir takım çalışmalar yapacağını sözlerine ekliyor.

http://www.konhaber.com/yeni/haber-73991-GUNCEL-Yasakli-kitabi-Turkceye-cevirdi.html

ESKİ PAPAZ ABDULLAH PALAZOĞLU'NUN VİDEOLARI




ESKİ PAPAZ ABDULLAH PALAZOĞLU'NUN KİTAPLARI


ESKİ PAPAZ ABDULLAH PALAZOĞLU'NUN KİTAPLARI


Kitabın adı "ASLINA DÖNEN PAPAZ"

http://www.gunlukkitap.com/edebiyat/9499-9528-aslina-donen-papaz-9786056035210.html


Kitabın adı "AMENTÜLER KIYASI"


Kitabın linki tıklayın bakın.
http://www.idefix.com/kitap/amentuler-kiyasi-abdullah-palazoglu/tanim.asp?sid=RP2DLZ9GHK2KWMZIW0GA


Bir başka kitabı

Kitabın adı "İNCİL-İ ŞERİF"


Kitabın linki tıklayın bakın.

http://www.idefix.com/kitap/abdullah-palazoglu/urun_liste.asp?kid=154536&query=1&f=

Yukardaki kitabı tükenmiş.

Ateist doktorun mucizevi Müslüman oluş hikayesi-VİDEO